Linkedin Post
Kriz İletişiminin Yolu: Ciddiyet ve Samimiyet
Bu devirde kriz iletişimi her zamankinden fazla ciddiyet ve samimiyet gerektiriyor.
Hangi devir?
Teknolojinin vahşice hayatımızı istila ettiği…
Akıllı telefonlarımızın yaşamın anlamı hâline geldiği, elimizden düşmediği… Hatta araştırmalara göre kaybından en çok etkilendiğimiz, nihayetinde en sevdiğimiz, sevdalımız, vazgeçilmezimiz olduğu devir…
Ne yapılırsa yapılsın, bir yandan da telefona bakılan…
Sosyal medyanın her şeyin öznesi olduğu, sanal ortamdaki yaşamın ‘esas’ sayıldığı, gerçek hayatın ‘yandan’ yaşandığı…
Hızın damarlarımıza, beyin hücrelerimize kadar işlediği…
Yalanınsa gerçekten 6 kat daha hızlı yayıldığı…
Yüzeyselliğin alabildiğine yükseldiği, kulaktan dolma bilgilere prim verildiği, ‘dezenformasyonun güvenilir bilgi(!)’ haline geldiği, her an krizle burun buruna kalındığı devir…
Derinliğin nadir bulunduğu, odaklanmanın zorlaştığı, dalga geçmenin, ti’ye almanın makbul kabul edildiği, sentetik bir hayatın merak edildiği, imrenildiği bir devir…
Sabırlı olmanın unutulduğu, köksüzlüğün yükseldiği, yalan bilginin(!) alabildiğine gündemi belirlediği böylesi sığ bu dönemde… Tüm bu saydıklarımız ve belki unuttuklarımız nedeniyle her zamankinden daha fazla ciddiyetten ve samimiyetten söz etmemiz gerekiyor.
Krize gelince… O büyük bir meseledir; yönetilmesi de iletişimi de derinlik, bilgi ve tecrübe gerektirir. Kısaca “maharet ister…”
Kriz eski Yunanca’da “karar” anlamına geliyor… Ve o hayati karar, krizin neden olduğu hasarı onarmanın yolu, kriz iletişimi; en çok ciddiyetle, samimiyetle ve ilk elden yönetilmeyi gerektiriyor.
Biraz daha yakından bakalım...
Ciddiyet, tecrübeyi, arka plan bilgisini ve mevcut durum analizini içinde barındırıyor. Bunu açıklayacak 4 tane T var:
1. Krizin sebeplerini ve hasarını tespit...
2. Krizle ilgili araştırma, inceleme ve çözümleme yapmak, yani tahlil...
3. Krizin sonucunu hesaplayabilecek donanım yani tefekkür...
4. Krizden ders çıkarabilecek yönleri çıkarıp sürdürülebilir olabilmek için ise tekamül...
Öte yandan, Samimiyet ise, dürüstlük, açıklık, kendini ve muhatabını tanımayı içeriyor…
Doğru bilgiyi, açık ve net, muhatabınızın anlayacağı bir dilde ve size uygun bir üslupla “ehil elden” vermek... İşte size samimiyet.
Ciddiyet ve samimiyet olmadan krizin iletişimi yönetilemez. Kriziniz nurtopundan hâllice olmaya devam eder.
Bu devirde kriz iletişimi her zamankinden fazla ciddiyet ve samimiyet gerektiriyor.
Hangi devir?
Teknolojinin vahşice hayatımızı istila ettiği…
Akıllı telefonlarımızın yaşamın anlamı hâline geldiği, elimizden düşmediği… Hatta araştırmalara göre kaybından en çok etkilendiğimiz, nihayetinde en sevdiğimiz, sevdalımız, vazgeçilmezimiz olduğu devir…
Ne yapılırsa yapılsın, bir yandan da telefona bakılan…
Sosyal medyanın her şeyin öznesi olduğu, sanal ortamdaki yaşamın ‘esas’ sayıldığı, gerçek hayatın ‘yandan’ yaşandığı…
Hızın damarlarımıza, beyin hücrelerimize kadar işlediği…
Yalanınsa gerçekten 6 kat daha hızlı yayıldığı…
Yüzeyselliğin alabildiğine yükseldiği, kulaktan dolma bilgilere prim verildiği, ‘dezenformasyonun güvenilir bilgi(!)’ haline geldiği, her an krizle burun buruna kalındığı devir…
Derinliğin nadir bulunduğu, odaklanmanın zorlaştığı, dalga geçmenin, ti’ye almanın makbul kabul edildiği, sentetik bir hayatın merak edildiği, imrenildiği bir devir…
Sabırlı olmanın unutulduğu, köksüzlüğün yükseldiği, yalan bilginin(!) alabildiğine gündemi belirlediği böylesi sığ bu dönemde… Tüm bu saydıklarımız ve belki unuttuklarımız nedeniyle her zamankinden daha fazla ciddiyetten ve samimiyetten söz etmemiz gerekiyor.
Krize gelince… O büyük bir meseledir; yönetilmesi de iletişimi de derinlik, bilgi ve tecrübe gerektirir. Kısaca “maharet ister…”
Kriz eski Yunanca’da “karar” anlamına geliyor… Ve o hayati karar, krizin neden olduğu hasarı onarmanın yolu, kriz iletişimi; en çok ciddiyetle, samimiyetle ve ilk elden yönetilmeyi gerektiriyor.
Biraz daha yakından bakalım...
Ciddiyet, tecrübeyi, arka plan bilgisini ve mevcut durum analizini içinde barındırıyor. Bunu açıklayacak 4 tane T var:
1. Krizin sebeplerini ve hasarını tespit...
2. Krizle ilgili araştırma, inceleme ve çözümleme yapmak, yani tahlil...
3. Krizin sonucunu hesaplayabilecek donanım yani tefekkür...
4. Krizden ders çıkarabilecek yönleri çıkarıp sürdürülebilir olabilmek için ise tekamül...
Öte yandan, Samimiyet ise, dürüstlük, açıklık, kendini ve muhatabını tanımayı içeriyor…
Doğru bilgiyi, açık ve net, muhatabınızın anlayacağı bir dilde ve size uygun bir üslupla “ehil elden” vermek... İşte size samimiyet.
Ciddiyet ve samimiyet olmadan krizin iletişimi yönetilemez. Kriziniz nurtopundan hâllice olmaya devam eder.